|
ANY / EVERY (ONE/BODY/THING/WHERE
DEVRİK YAPI (= INVERSION)
1. Tanım
Cümle içindeki normal yapının (S+V+O) vurgu
sağlamak amacı değiştirilmesidir. Bu yapıda ya
yardımcı yüklem [1] (asıl yüklemin "be" olması
durumunda yüklemin kendisi [2]) ya da özneyi
niteleyen sıfat [3] öznenin önünde yer
almaktadır.
- We came late, and so did he. [1]
- We are here, and so is he. [2]
- Tired as he was, he went on walking. [3]
2. Kullanım
Aşağıdaki kullanım örneklerinde gösterilen
kelime ve yapılar, cümle içinde bu örneklerde
verilen konumlarında (cümle başında vs.)
olmaları durumunda sadece devrik yapıda
kullanılabilmektedir. Örneğin,
- You can nowhere find a better friend
cümlesinde "never" kelimesi cümlede ortalarda
yer almaktadır ve cümlede devrik yapı söz konusu
değildir. Oysa "never" kelimesi 9.2.1 maddesinde
de ele alındığı gibi, cümlenin başına
alındığında, daima devrik yapı ile kullanılır.
- Nowhere can you find a better friend.
Devrik yapıların Türkçe’ye aktarımı esnasında,
mümkünse, devrik yapının sağladığı vurgunun
verilmesine çaba göstermek gerekir.
2.1. Zaman ve yer belirten yapılar ile
Zaman ve yer belirten
at no time, hardly … when, never, no sooner …
than, not till, nowhere, only, only after, only
then/when, rarely, scarcely, scarcely … when,
seldom
yapıları ile kullanılır.
- At no time was he aware of the facts. Hiç bir
zaman, gerçeklerin farkında değildi.
- Hardly/Scarcely had I said hello when he
punched me. Daha yeni merhaba demiştim ki beni
yumrukladı.
- Never before have I received such a nice
present.
Daha önce hiç bu kadar güzel bir hediye almam??tım.
- No sooner had I said hello than he punched me.
Daha yeni merhaba demiştim ki beni yumrukladı.
- Not till he got home did he understand what
the joke was.
Ne zamanki eve vardı, ancak o zaman espriyi
anlayabildi. /Eve varana kadar espriyi
anlayamadı.
- Nowhere can you find a better servant.
Hiçbiryerde (bundan) daha iyi bir hizmetçi
bulamazsın.
- Only here do they sell octopus meat. Ahtapot
eti sadece burada satılır.
- Only after a year did she start to talk to me
again. Ancak bir yıl sonra benimle yeniden
konuşmaya başladı.
- Only then did I see that the plan was faulty.
Planın hatalı olduğunu ancak o zaman anladım.
- Rarely could we get fresh bread. Taze ekmek
bulmak bir mucizeydi.
- Scarcely / Seldom had he been late. Hemen hiç
geç kalmamıştı.
2.2. Koşul belirten yapılar ile
Koşul belirten
in no circumstances, in no way, only by, only
this way, only when, on no account, under no
circumstances
yapıları ile kullanılır.
- In / Under no circumstances are we authorised
to seal this document. Hiçbir koşulla bu belgeye
damga vurmaya yetkili değiliz.
- In no way can your money be refunded. Paranız
hiçbir koşulla geri ödenemez.
- Only in this way were we able to make the car
start. Arabayı sadece bu şekilde
çalıştırabildik.
- Only by pushing were we able to start the car.
Arabayı ancak iterek çalıştırabildik.
- Only when he became ill did he appreciate the
central heating. Ne zamanki hastalandı, merkezi
ısıtmanın kıymetini o zaman anladı.
- On no account are people allowed to eat in the
theatre building. Hiçbir şekilde tiyatro
binasında yiyecek yenemez.
2.3. Not only, so, neither, nor ile
- Not only did they steal his money, but they
also beat him. Sadece parasını çalmakla
kalmadılar, bir de dövdüler.
- We all like horror films, and so does my
father. Hepimiz korku filmlerinden hoşlanıyoruz;
babam da.
- "I’m not hungry."
- "Neither / Nor am I."
- He didn’t protest, nor did he say a single
word. Protesto etmediği gibi tek bir kelime de
etmedi.
2.4. so / such … that ile
- So delicious was the meal that we couldn’t
help wondering whether it was really Jane who
had cooked it.
Yemek o kadar lezzetliydi ki bir an yemeği
yapanın gerçekten de Jane olup olmadığını merak
ettik.
2.5. Yer belirten "preposition"lar ile
- In came Tom. (Ve) içeri Tom girdi.
- Up jumped two large dogs. Yukarı iki iri köpek
zıpladı.
- Round the corner walked a policeman. Bir polis
memuru köşeyi döndü.
- Under the table was lying a huge dog. Masanın
altında koskoca bir köpek yatıyordu.
2.6. Comparative clause ile
- His answer was shameful; equally regrettable
was his behaviour. Verdiği yanıt utanç vericiydi
- davranışı da bir okadar üzücüydü.
- A year ago two crashes occurred at the corner,
and more recently has come the news of a third.
Bir yıl önce bu köşede iki kaza oldu, ve şu
yakınlarda bir üçüncüsünün haberi geldi.
2.7. Condition clause ile
- Should there be a delay, call me. Bir gecikme
olursa beni ara.
- Had we known about your coming, we could have
met you at the airport. Gelişinden haberimiz
olsaydı seni havaalanında karşılardık.
2.8. Concession clause ile
- Hard as you may study, I doubt you’ll pass. Ne
kadar çok çalışsan da geçeceğinden kuşkuluyum.
2.9. Reason clause ile
- Tired as he was, he stopped walking. Yorgun
olduğu için yürümeyi kesti.
2.10. Similarity and Comparison clause ile
- Tom was a man of power, as had his father
been.Eskiden babasının olduğu gibi Tom da
kudretli bir adamdı.
2.11. Çeşitli sıfatlarla
- Little did we imagine that the whole Soviet
Union would collapse. Sovyetler Birliği’nin
çökeceği aklımızdan bile geçmezdi.
INFINITIVE (= [TO] + YÜKLEM)
1. Edilgen (= Passive) yapılarda
1.1. "Present"
Bu yapıda "passive + to + yüklem"
- He is believed to live in New York. Onun New
York’ta yaşamakta olduğuna inanılıyor
ya da "yüklem + to + passive"
- I didn’t expect to be invited Davet edilmeyi
beklemiyordum
kullanılmaktadır.
1.2. "Continuous"
"Progressive infinitive" olarak bilinen yapı "to
be + -ing" ile oluşturulur ve etken yapıda da
kullanılabilir.
- It is nice to be sitting here with you.
Burada seninle oturuyor olmak/oturmak güzel.
Bu yapıda "passive + to be + "-ing" şeklinde
kullanılabilir.
- He is known to be writing his autobiography.
Hayat hikayesini yazmakta olduğu biliniyor.
1.3. "Past/Perfect"
"Perfect Infinitive" olarak bilinen yapı "to
have + V3" şeklinde oluşturulur.
- It is good to have finished the day’s work.
Günün çalışmasını Bu günün işlerini bitirmiş
olmak güzel.
Bu yapıda "passive + to have + V3"
- He is known to have visited this city .Bu
şehri ziyaret etmiş olduğu biliniyor
ya da "to have been + V3"
- I’d like to have been invited
Davet edilmiş olmayı isterdim
kullanılabilir.
2. "be" + to
2.1. "be" + the first/last/only/.. + isim + to +
yüklem
- He was the first man to cross the Channel.
Manş Denizi’ni ilk geçen insandı.
Bu yapı Türkçe’ye "-En + ilk/son/tek + isim"
şeklinde aktarılır.
2.2. "be" + to
Bu yapının kullanımı "will" ya da "should" ile
aynıdır.
3. isim + to + yüklem = who/which will/would
+ yüklem
- He was to have been the new ambassador but he
fell ill.
Yeni büyükelçi olacaktı ama rahatsızlandı.
4. Why (not) + yüklem
Bu yapıda "to" kullanılmaz
- Why pay more ?
Neden daha fazla ödeyesin ki ?
- Why not leave now ?
Neden şimdi ayrılmayacak mışım ?
5. and / or / except / but / than + yüklem
Bu yapılarda "to" gereksizdir.
- I told him to lie down and rest.
- I’d rather stay than go.
6. "do" + (to) + yüklem
- All I did was to lend him a hand.
Tek/Tüm yaptığım ona yardım etmekti.
- What a computer does is (to) process the data
for you.
Bir bilgisayarın yaptığı iş bilgiyi senin/bizim
için işlemektir.
7. To my/his/.. + sıfat / isim, cümle
- Their rejection of the offer surprised me,
- I was surprised by their rejection of the
offer,
- What surprised me was their rejection of the
offer,
cümlelerinden her birinde "teklifin onlar
tarafından reddedilmesi" olayı konuşan kişiyi
şaşırtmıştır. Kimi zaman, tepkiyi anlatan yapı
cümlenin dışına çıkarılabilmektedir. Bu durumda
da
- To my surprise, they rejected the offer
şeklinde bir cümle ortaya çıkmaktadır. Bu yapıda
en sık
regret, annoyance, relief, surprise, horror,
delight
isim ve sıfatları ve bunların yakın anlamlarını
taşıyan isim ve sıfatlar kullanılır.
Çeviri söz konusu olduğunda
- Benim hayretime/şaşkınlığıma
türü bir çeviri yanlış olur. Bunun yerine, "To"
ile başlayan bölümü ayrı bir cümle gibi ele
almak daha anlamlı olacaktır.
- Şaşırdım kaldım. Teklifi reddettiler.
Bu yapı ile ilgili şu örnekler de verilebilir:
- To my mind, their rejection of the offer was a
surprise. (Benim açımdan, …)
- To a man of his age, such changes are
unacceptable. (Onun yaşındaki biri için, …)
8. "be" + sıfat + to + yüklem
- He is hard to satisfy.
(=It is hard to satisfy him.)
Onu memnun etmek zor.
- This violin is excellent to play Mozart on.
Bu keman Mozart çalmak için kusursuz. /Bu
kemanla Mozart kusursuz çalınır.)
GERUND (= -ING)
1. Instead of + "-ing"
- Instead of studying, he spent the night
watching TV.
Ders çalışacağına, geceyi televizyon izleyerek
geçirdi.
Bu yapı Türkçe’ye "yüklem + -EcEğIne/-EcEğI
yer(d)e ile aktarılır.
2. without + "-ing"
- Without saying a word, he left.
Tek kelime etmeden gitti.
Bu yapı Türkçe’ye "yüklem + - mEdEn / - mEksIzIn"
ile aktarılır.
3. by + - "ing"
- You can open the lid by turning the handle.
Kulpu çevirerek kapağı açabilirsiniz.
Bu yapı Türkçe’ye "yüklem + - ErEk" ile
aktarılabilir.
"INFINITIVE" VE "GERUND": ÖZNE KONUMUNDA
1. Giriş
"Infinitive" terimi "yüklem + to" yapısını, "gerund"
terimi ise "yüklem + -ing" yapısını
anlatmaktadır.
2. Kullanım
2.1. Özne olarak kullanım
İngilizce’de, artık pek güncel olmayan bir
şekilde, "infinitive" cümlenin öznesi olarak
kullanılmakta idi.
- To err is human, to forgive is divine.
Günümüz İngilizce’sinde, cümleye yüklem ile
başlanması gerekiyorsa, "gerund" yapı
kullanılması daha ya da en iyisi "It …"
yapısının kullanılması doğru olur. Bu durumda,
- To make mistakes is easy
yerine
- It is easy to make mistakes
cümlesi kullanılabilir.
2.2. Belirgin eylemler
Belirgin bir eylemden sözedildiğinde "infinitive"
özne olarak kullanılabilir. Yine de en iyisi "It
…" kullanmaktır.
- To sell my car was difficult.
- It was difficult to sell my car.
Genel bir eylemden sözedildiğinde de "gerund"
özne olarak kullanılabilir. Yine de en iyisi, "infinitive"
yapıda da olduğu gibi, "It …" kullanmaktır.
- Selling insurance is a boring job.
- It is a boring job to sell insurance.
2.3. Zaman ve Neden belirtmede
"Infinitive" ve "gerund" özne olarak
kullanılabildikleri gibi zaman ve neden
belirtmekte de kullanılabilirler.
PROP "IT"
1. Tanım
Cümlenin öznesi bir "infinitive clause"
- To meet you is nice
ya da "that-clause"
- That she is here at this time of the day is
strange
olduğunda, bu yapıların yerini Prop "It" yapısı
alabilir:
- It is nice to meet you.
- It is strange that she is here at this time of
the day.
- It is difficult to guess the meaning.
- It is surprising that she is so late.
- It was claimed that he was murdered.
2. Kullanım
2.1. Özne durumunda
a) Önem belirtmede
- It is essential to book in advance. Önceden
yer ayırtmak gerek.
- It is vital that this plan is followed. Bu
planın izlenmesi şart.
b) Zorluk belirtmede
- It is difficult for him to change his mind.
Fikrini değiştirmesi zor.
c) Olasılık belirtmede
- It is likely that we’ll be a bit late.
Muhtemelen biraz geç kalacağız.
- Is it possible to go by road ? Karayolu
üzerinden gitmek mümkün mü ?
d) Fayda belirtmede
- It is pointless to argue with him. Onunla
tartışmak yararsız.
e) Normallik ve Geleneksellik belirtmede
- It is unusual to see snow in this season. Bu
mevsimde kar görmek alışılmadık birşey.
- Is it customary to tip the driver here ?
Buralarda şoföre bahşiş vermek adetten midir ?
f) Süre belirtmede
- It takes eight hours to get to Istanbul.
İstanbul’a gidiş sekiz saat tutuyor.
g) Duygusal tepki belirtmede
- It was really surprising to see him. Onu
görmek gerçekten şaşırtıcıydı.
- It shocked me that he didn’t know. Onun
bilmemesine hayret ettim.
h) Gerçeği belirtmede
- Is it true that she is leaving tomorrow ?
Yarın gideceği doğru mu ?
i) Uygunluk belirtmede
- It’ll be best to leave early. Erken ayrılmak
en iyisi.
j) Bir fikrin doğuşunu, akla gelişini belirtmede
- It occurred to me that I’d left the keys at
home. Anahtarları evde unuttuğumu farkettim.
k) Görünümden elde edilen fikri belirtmede
- It seems that we are in for a change. Görünüşe
bakılırsa bizi bir değişiklik bekliyor.
l) Putative "should" ile
- It is interesting that you should think this
way. Bu şekilde düşünmen ilginç.
m) Çeşitli kullanımlar
A) It + for + isim + to + yüklem
- It is better for you wait here. Burada
beklemen daha iyi olur.
- It is essential for the pages to be read
before the weekend. Sayfaların hafta sonundan
önce okunması şart.
B) It + "-ing"
- It was nice meeting you. Seninle tanıştığımıza
evindim.
- Is it worth reserving a seat ? Yer ayırtmaya
değer mi ?
- It is no use trying to argue with him. Onunla
tartışmaya çalışmak gereksiz.
C) It … + (as) if / though
- It looks as if it will rain. Görünüşe
bakılırsa yağmur yağacak.
- It will be a pity if we have to leave the
project half-completed. Projeyi yarı tamamlanmış
halde bırakmak zorunda kalırsak yazık olacak.
D) It … + (preposition) + isim (= Cleft
cümle)
- It was my mother who threw an egg at the
President yesterday. Dün Başkan’a yumurta
fırlatan kişi annemdi.
E) It + "be" + (not) + until / before
- It was before the war that we knew what
extravagance was. Bonkörlüğün anlamını savaştan
önce bilirdik.
2.2. Nesne durumunda
Normalde, nesne ile ilişkili bir sıfat bulunması
durumunda kullanılır.
- George made it clear that he disagreed. George
aynı fikirde olmadığını açıkça belirtti.
- I thought it peculiar that she hadn’t written.
Yazmaması bana çok garip geldi.
- I think it important that we should keep calm.
Bence sakin durmamız önem taşımakta.
"Owe" ve "leave" yüklemleri ile de
kullanılabilir.
- We owe it to you to save our daughter.
Kızımızın kurtulmasını sana borçluyuz.
- We leave it to you to choose. Seçimi sana
bırakıyoruz.
"PUTATIVE" VE "TENTATIVE" SHOULD
"Should" yardımcı yüklemi "gereklilik"
belirtmesinin yanısıra bazı yapılarda bunun
dışınnda anlamlar yüklenmektedir. Bu bölümde ele
alınan yapıların hiçbirinde, dikkat edileceği
gibi, "should" yardımcı yüklemi "gereklilik"
anlamını taşımamaktadır.
1. Conditional clause ile
Düşük bir olasılık belirtmek için "in case", "lest",
ya da "if" ile kullanılır.
- I’ll go and get some more beer in case Bill
should come.
- He was cautious lest he should make a mistake.
- If you should see him, tell him to see me.
"If" ile kullanımında devrik yapı oluşturabilir.
- Should you see him, tell him to see me.
2. "So that" ve "in order that" ile
- He turned the volume down so that we should
hear him.
Onu duymamız için sesi kıstı.
Bu kullanımda "should" yerine "could/would" gibi
yardımcı yüklemler de kullanılabilir. Çeviri
açısından, "could" kullanıldığında "-EbIl"
takısının eklenmesi dışında, hiçbir değişiklik
oluşmaz.
3. Zorunluluk ya da önem belirtmede
Zorunluluk, önem ve tercih belirten
agree, demand, marvel, regret, advise, desire,
move, rejoice, allow, determine, ordain, request,
arrange, enjoin, order, require, ask, ensure,
pledge, resolve, beg, entreat, play, rule,
command, grant, prefer, stipulate, concede,
insist, pronounce, suggest, decide, instruct,
propose, urge, decree, intend, recommend, vote,
wonder
yüklemleri ve
absurd, better, just, ridiculous, advisable,
concerned, ludicrous, right, amazing, eager,
natural, strange, annoying, essential, necessary,
surprising, anxious, important, odd, vital
sıfatları ile kullanılır. Kimi zaman, aşağıda
verilen üçüncü örnek cümlede olduğu gibi, "should"
atılır ve yüklem yalın kalır. Çeviri açısından "should"
kelimesinin olması ya da olmaması bir değişiklik
getirmez.
- He insisted that the contract should be read
aloud.
- We recommend that you wait until the rain
stops.
should leave
- People are demanding that she leave (AmE) the
company.
leaves(BrE)
- It is amazing that she should confess the
murder.
YÜKLEM + (PREPOSITION) + YÜKLEM
VERBLESS
CLAUSE
Bu tür cümleler İngilizce’de fazla kullanılmaz ve
çeviri açısından önemli bir sorun oluşturmaz.
- He waited, anxious for a reply. (= he was anxious
for a reply)
- She was standing, a statue of innocence. (= she
was like a statue of innocence)
Örneklerde de görülebileceği gibi, yüklem taşımayan
yan cümle ayrı bir cümle gibi ele alınmaktadır.
Çeviri işleminin de buna göre yapılması gerekir.
İSİM (=NOUN) VE UYGUN "ARTICLE" SEÇİMİ
1. Tanım: "a(n)" ve "the"
"Article" seçimi çeviri işlemlerinde çoğu zaman
bir sorun haline gelmektedir. "A(n)" (=Indefinite
article) ve "the" (=Definite article) isimlerle
birlikte kullanılırlar.
Bu iki kelimenin nasıl ve ne durumlarda
kullanıldıklarına geçmeden önce, isim yapılarını
incelemek yararlı olabilir.
2. Sayılabilir ve sayılamayan isim
İsim, sayılabilen ve sayılamayan olarak
sınıflandırılabilir:
Sayılabilen (=countable) isim
a) Tekil (=singular)
cat, leaf, man, person, iron (= ütü)
b) Çoğul (=plural)
cats, leaves, men, people/persons, irons
Sayılamayan (=uncountable) isim
a) Somut (=concrete)
water, oil, sugar, iron (= demir)
b) Soyut (=abstract)
happiness, wealth, boredom
3. Kullanım alanları
"A(n)" sadece sayılabilen tekil isimler ile
kullanılır. Kendisini takip eden isim sesli bir harf
(a, e, i, o, u) ile telaffuz edilerek (yazılarak
değil) başlarsa, "an" kullanılır.
an apple, an eagle, an iron, an orange, an umbrella
fakat
a university student
(u harfi "yu" olarak telaffuz edilmekte)
an hour
(sessiz olan h harfi telaffuz edilmemekte; {h}our)
"The" bütün isimlerle birlikte kullanılabilir. Bir
ismin her zaman bir "article" alması gerekli ya da
mümkün değildir.
4. "A(n)" : Kullanıldığı yerler
4.1. Bilinmeyen ve önceden belirginleştirilmemiş
Herhangi biri, hangisi olduğu farketmez
- I have never seen an elephant.
- We are looking for a person to help us in the home.
Sözü edilen şeyin, ait olduğu sınıfın/türün herhangi
bir üyesi olması
- A screwdriver is a tool.
Bu kullanımda çoğul isim de mümkündür.
- Screwdrivers are tools.
Genel nesneler yerine belirginleştirilmiş nesneler
kullanıl-ması durumunda çoğul isim kullanmak
gerekir.
- Cars are parked at owners’ risk. (Cars = Buraya
parkedilen belirgin arabalar)
Tereddüte düşülmesi durumunda en iyisi çoğul isim
kullanmaktır.
… de/başına
- 60 miles an hour
- Three times a week
- Ten pence a kilo
4.2. Bilinen fakat önceden belirginleştirilmemiş
Özel biri, fakat henüz belirginleştirilmemiş
- I have found a good job at last.
- She is a very old friend of mine.
- A Mr Nash called to speak to you.
(Mr Nash diye biri …)
Bir tür/örnek
- We have a good climate.
- What a strange man he is !
- I have never heard such a thing !
Meslek
- I am a teacher by profession.
- To be a good MP, you must be a good speaker.
5. "The" - Kullanıldığı yerler
5.1. the + az önce/daha önce sözü geçmiş olan
- "I’ve got an orange and some apples. Who wants
the orange ?"
- "You have the orange and I’ll have the apples."
5.2. the + belirginleştirilmiş isim
- The dogs in our street are very noisy.
- The Englishmen we met at the party knew a little
Turkish.
5.3. the + eserde sözü geçen kişi(ler)/nesne(ler)
- The Elephant and the Mouse
- The Longest Day
- The Mousetrap
5.4. the + tek olan şey
- They toured the world together.
- The earth goes round the sun.
- She lives in the United States now.
5.5. the + "superlative"
- the best/most recent/latest project
5.6. the + "ordinal" sayı
- the first/last/next race
5.7. the + hayali bir türün/sınıfın temsilcisi
olan tekil isim
- The Panda is in danger of extinction.
- The computer has replaced the typewriter in the
office.
5.8. the + sıfat = o sıfat ile nitelenen grubun
tümü
- The young do not listen to the old.
(= Young people do not listen to old people.)
Tekil kişiler için "sıfat + person/man/.." kullanmak
gerekir.
- a/the young person/man/woman/..
5.9. the + yer ismi = o yerin amacına uygun bir
eyleme katılınmaması
mahkum olarak değil)Ü
- She went to the prison (
- I would like to live near the sea.
5.10. the + yer = içinde bulunulan durumdan ötürü
tanımlanabilen yer
Her insanın kendisine özgü bir çevresi olduğu ve
o kişinin o çevreye ait herşeyi tanımlayabileceği
düşünülürse, o çevreye yakın olan bir kimse (akraba,
arkadaş, aynı şehirli gibi) açısından da o çevre
tanımlanabilir özelliktedir.
- I must go to the bank
cümlesindeki "the bank", konuşanı tanıyan bir kimse
açısından belirgin bir bankayı niteler.
- There is funny animal in the garden.
5.11. the + otel / tiyatro / sinema/.. ismi
- the Hilton
- the Akün
Ayrıca
-the theatre/cinema/opera/concert
5.12. the + çoğul yer ismi
- the Netherlands
- the Azores
- the United States
- the Alps
5.13. the + sayılabilir bir isim içeren yer
isimleri
Canal the Sues/Panama Cana
Channel the English Channel
Desert the Sahara (Desert)
Gulf the Gulf, the Gulf of Mexico
Islands/Isles the British Isles, the Virgin Islands
Kingdom the United Kingdom
Mountain range the Rocky Mountains
Ocean the Indian Ocean
Republic the Republic of Turkey
River the (River) Nile
Sea the Mediterranean (Sea)
State(s) the Gulf States, the United States of
America
Straits the Bering Straits
Union the Union of South Africa
Yer darlığından ötürü haritalarda "the" genelde
kullanılmaz.
5.14. the + milliyet belirten sIfat
- the British
- the English
- the Spanish
Bazı milliyetlerden söz ederken, çoğul isim
kullanılır.
- (the) Russians/Arabs/Turks/Scots/..
5.15. the + bilim ve teknoloji ile ilgili kelime
- I hate the telephone.
5.16. the + müzik aleti
- I’d like to learn the guitar.
Caz ve pop terminolojisinde genellikle "the"
kullanılmaz.
5.17. the + gazete ismi
- the Times
Dergi isimleri "the" almaz.
- Times (Magazine), Scala
5.18. the + A of B (A ve B birer isim)
- the University of Oxford
5.19. the + gemi ismi
- The Queen Mary
5.20. the + space = bir alanda boş yer
- He tried to park his car but the space was not
big enough.
"The" kullanılmazsa "space" kelimesi "uzay" anlamı
taşır.
5.21. all the / the whole
a) all
the
all + my/your/. + isim
this/these
- all the time
- all my life
- all this confusion
all + çoğul isim ( "every" anlamında)
- All Indian tribes were killed off.
(Her bir … .)
b) whole
the
my/your/.. + whole + isim
this
- the whole life
- my whole life
- this whole confusion
whole + çoğul isim ("complete", "entire" anlamında)
- Whole Indian tribes were killed killed off. (=
kimse sağ kalmadı)
the
the whole of + my/your/. + tekil isim
this/that
- the whole of the time
- the whole of my life
- the whole of this confusion
6. "The" - Kullanılmadığı yerler
6.1. A + B (A ve B birer isim)
- Oxford University
- London Bridge
- Turkish Republic
- Atatürk Airport
Bu yer isimlerinde "the" kullanılmamasının bir diğer
nedeni de birer bölge ya da kişi adı taşımalarıdır.
6.2. türü / sınıfı temsil eden çoğul /
sayılamayan isim
- Pandas are in danger of extinction.
- Sugar is bad for you.
- Money can bring happiness.
6.3. yerin amacına yönelik eyleme katılma durumu
- He was sent to prison for 2 years ( mahkum
olarak).
- He is a fisherman. He spends his time at sea.
6.4. "ordinal" sayı + yarışmada durum belirten
isim / ödül
- She won first prize for her essay.
- The Irish contestant was in second place.
6.5. ünvan (+ kişinin soyadı)
- I want to see the Captain, but Captain Smith.
- Hello, Captain.
6.6. kıta, tekil ülke / şehir ismi
- Asia, Africa, South America, Great Britain,
New York, Germany
6.7. tek dağ ve ada ismi
- Mount Everest
- Cyprus, Long Island
6.8. göl ismi
- Lake Erie
6.9. "preposition" + isim
- on time, for example, in turn, in harmony, at
night.
Fakat
- in the morning/afternoon/evening
ve
in spring
- during + (the) + autumn
before summer
winter
6.10. yüklem + isim
Artık birer terim haline gelmiş bazı yapılarda "the"
kullanılmamaktadır.
yüklem + sayılabilir isim
- to take place
yüklem + çoğul isim
- to make friends
- to shake hands
yüklem + sayılamayan isim
- to make progress
- to make love
6.11. by + isim (= … ile yolculuk)
by + bus, coach, car, train, air, plane, bike,
motorbike, sea / ship / boat, Tube / underground
on + foot, horseback
‘S VE "OF"
1. ’s yapısının kullanıldığı yerler
1.1. (a/the) + kişi / hayvan ismi + isim
- the manager’s office
- Mr Evan’s daughter
- the horse’s tail
- a policeman’s hat
1.2. (a/the) + organizasyon ismi + isim
- the Government’s decision
- the company’s success
Bu yapıyı "the A of B" kullanarak oluşturmak da
mümkündür.
1.3. (a/the) + yer ismi + isim
- the city’s new theatre
- Britain’s system of government
- Turkey’s largest dam
1.4. tekil isim + isim
- my sister’s room
- Mr Carter’s house
Çoğul isim + isim durumunda ’s yerine sadece ‘
kullanılabilir.
- my sisters’ room
- the Carters’ house
1.5. zaman belirten isim + isim
- Tomorrow’s meeting has been canceled.
- I’ve got a week’s holiday.
three weeks’ holiday.
Bu cümlede "three weeks’ holiday" yerine "a holiday
of three weeks", ya da "a three week holiday" demek
te mümkün.
1.6. bir hayvan ismi + o hayvandan üretilen şey
- cow’s milk
- lamb’s wool
- a bird’s egg
- goat’s cheese
Bir ürün elde etmek için o hayvan öldürülmüş ise,
- calf-skin
- chicken soup
- a lamb chop
- fox fur
1.7. bir hayvan ismi + hayvanın vücudunun bir
parçası
- a sheep’s heart
- a frog’s leg
1.8. kullanan kişi + kullanılan şey
- a girl’s blouse
- a children’s hospital
- a bird’s nest
Kullanan kişinin eylem üzerinde bir denetimi yoksa
aşağıdaki yapı da kullanılabilir.
- baby clothes
- a dog kennel
- a birdcage
2. "Of" yapısının kullanıldığı yerler
2.1. (a/the) + isim + nesne ismi
- the door of the room
- the beginning of the story
Bu yapıda ’s kullanılabilirse de "A of B" yapısı
daha iyidir.
2.2. (a/the) + isim + organizasyon ismi
- the decision of the Government
- the success of the company
Bu yapıyı ’s ile oluşturmak da mümkündür.
2.3. (a/the) + isim + uzun tekil isim
- I met the wife of the man who lent us the
money.
2.4. all, both, each, either, neither, none ile
kullanılabilir.
a) all (=hepsi de)
the
all + (of) + my/your/.. + isim/this/that
(these/..)
- All (of) my friends like riding.
- I’ve all (of) the books.
- I’ve stopped believing all (of) that years ago.
İsmin belirleyici yapı (the, my, ..) taşımaması
durumunda "of" kullanılmaz.
- All whisky is expensive
- All children can be naughty sometimes.
"you, us, them, .." kullanılması durumunda sadece "all
of" yapısı kullanılabilir.
- All of them enjoy dancing.
- All of you are wrong.
- They want to see all of us.
"All" yerine "every" kullanılabilir. Ancak, "all of"
yerine "every one of" gelir.
- He interviewed every one of us.
b) both (=ikisi de)
the
both + (of) my/your/ + isim/this/that
(these/..)
- Both (of) the cars broke down before the start.
both + (of) + these/those + (isim)
- Both (of) vases are antique.
both of + us/you/them
- Both of us were there.
both + isim
- Both children have been to Rome.
c) each (=herbiri de)
each + tekil isim
- He is getting better each day.
the
each + (of) my/your/ + isim/this/that
(these/..)
- Each of his daughters is a university graduate.
each of us/you/them
- The police will question each of them.
d) either (= ya … ya da/ikisinden biri)
either + tekil isim
- Either day will do.
the
either + (of) my/your/ + isim/this/that
(these/..)
- Either of your friends is welcome.
either of + us/you/them
- Either of you could do it.
e) neither (= ne … ne de)
neither + tekil isim
- Neither job will meet his requirements.
the
neither + (of) my/your/ + isim/this/that
(these/..)
- He said neither of the books was suitable.
neither of + us/you/them
- Neither of us knows the correct answer.
f) none (= hiçbiri de)
the
none + (of) my/your/ + isim/this/that
(these/..)
- None of the books was there.
none of us/you/them
- None of us knows the correct answer.
3. Of … , cümle
- Of late, I haven’t been feeling well.
Son zamanlarda, kendimi iyi hissetmiyorum.
- Of all the people applied, I was found suitable
for the post.
(=Out of all the people who applied …)
Tüm başvuranlar içinde, ben işe uygun bulundum.
4. of + nitelik / nicelik belirten kelime + isim
- It is of no use to try and solve it.
- This is of great importance.
Bu yapıda, aslında, Türkçe’ye aktarım esnasında
yapılması gereken şey yapıdaki ismi, kendisinden
önce gelen ve nitelik/nicelik belirten kelimeyi de
gözönünde bulundurarak, sıfat haline getirmektir.
Yani,
- It is of no use to …
yapısı
- It is useless to .. ("of" kelimesini "to bear =
ta??mak" ile eşdeğer tutarak)
şeklinde, ya da
- This is of great importance
cümlesi
- This is very important
şeklinde ele alınmalı ve sonra Türkçe’ye
aktarılmalıdır.
|